Archive for Ağustos, 2009

Atatürk: Devlet Otoritesi ve Fert Hürriyeti, Hakimlere Düşen Görev, Türkçe Konuşmak Mecburiyeti (17 Şubat 1931)

Ağustos 12th, 2009 | Category: Hakimiyet-i Milliye köşe yazıları

Kamâl Atatürk Serbest Cumhuriyet Fırkasının kendisini feshetmesinden bir gün sonra 18 Kasım 1930 Salı günü çıktığı üç aylık yurt gezisinde Orta Anadolu, Karadeniz kıyıları, İstanbul, Trakya, Batı Anadolu ve Malatya’ya kadar uzanan kısa bir Doğu yolculuğunun sonunda Adana Türk Ocağında yaptığı konuşmada şunları söylüyordu:

“— Vatandaşlar bilmelidir ki vicdanî ve fikrî hürriyet vardır. Fakat, nihayet, bunlar namahdut değildir. Ferdî hürriyet karşısında, fertlerin heyeti umumiyesinin kurduğu ve dayandığı bir de Devlet vardır. O Devletin de iradesi ve hâkimiyeti vardır. Fertlerin hürriyetini mahfuz tutmakla mükellef olan insan¬ların, diğer taraftan, Devletin de irade ve hâkimiyetinin mefluç bir hale gelme¬mesine çok dikkat etmeleri lâzımdır. Fertlerin hürriyeti, Devletin hâkimiyet ve iradesinin mahfuziyetine vabestedir. Devlet iradesi mefluç olursa fertlerin hürriyetini muhafaza edecek hiç bir kuvvet ve vasıta kalmaz. Binaenaleyh, hürriyeti yalnız bir taraflı değil, her iki taraftan düşünmek lâzımdır.

Vatandaş olan fertler kendi hürriyetlerinin bir kısmını seve seve, lüzumlu görerek Devlete zaten devretmişlerdir.

Devlet kendine hâs olan irade ile ferdî hürriyetlerin bir kısmına, gene o hürriyetlerin temini için sahip olur. Yeter ki Devlet hâkimiyeti, milletin refah ve saadeti umumiyesine ve vatandaş hürriyetlerinin  teminine masraf   olsun.

Vatandaşlarda bu emniyet hasıl olduktan sonra fertlerin kurdukları Devlet kuvvet ve otoritesini masun bulundurmak için vatandaşlara terettüp eden vazifeler vardır. Bu meyanda memurlara ve bilhassa hâkimlere teveccüh eden vazife büyüktür. Hâkimler vatandaşların hürriyetini mümtaz tutmağı düşünürken Devlet otoritesinin hakikaten masun kalmasına dikkat ve riayet etmelidirler. Aksi takdirde kendilerine tevdi edilmiş olan yüksek vazifeyi ifada kusur etmiş olurlar.

Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi, kıymetli esaslarından birisi dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve behemahal Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmıyan bir insan, Türk harsına ve camiasına mensu¬biyetini iddia ederse, buna inanmak doğru olmaz. Halbuki Adana’da Türkçe konuşmıyan yirmi binden fazla vatandaş vardır. Eğer Türk Ocağı buna müsa¬maha gösterirse, gençler, siyasî, içtimaî bütün Türk teşekkülleri bu vaziyet karşısında bîhis kalırsa, en aşağı yüz seneden beri devam edegelen bu vaziyet daha yüzlerce sene devam edebilir. Bunun neticesi ne olur Efendiler? Herhangi bir felâket günümüzde bu insanlar başka dille konuşan insanlarla elele vererek aleyhimize hareket edebilirler.”
Kaynak: İsmail Arar, “ Atatürk’ün Günümüz Olaylarına Da Işık Tutan Bazı Konuşmaları,” Belleten , s.204 (1988) s.971-972

1 comment

Sonraki Sayfa »