Archive for Kasım, 2008
Genç Cumhuriyet’in Milyoneri: Kamâl ATATÜRK
14 Mayıs 1919 Atatürk Vahdettin görüşmesinden bir gece önce. Damat Ferit Kamâl ATATÜRK’e padişahla görüşeceğini bildirir.
Ama önce bir şeylerden emin olması gerekir. Kemal Paşa’nın niyeti Anadolu isyanı bastırmak mıdır yoksa aklında başka şeyler mi vardır?
“Belleten’in birinci sayısında Afet İnan’ın “Gerilla hakkında iki hatıra” başlıklı makalesinin 14 Mart 1937 tarihli Ulus Gazetesinde yayınlanmış halini aşağıda veriyoruz.”
14 Mayıs 1919 günü akşamı, İstanbul’da Vahdettin’in Sadrazamı Damat Ferit’in Nişantaşı’ndaki konağında, bir akşam yemeği. Buraya iki kişi davetlidir: Bunlardan biri, Mustafa Kemal’dir. Ondan dinliyoruz:
Muayyen saate Sadrazamın yanında bulunuyordum. Benden başka henüz kimse yoktu. Birkaç cümlelik bir konuşmadan sonra, uzunca bir sükût başladı. Bu sırada, ben Vahdettin’in Sadrazamını tetkik (inceleme) ediyordum. Bir aralık saatine baktı:
-Acaba nerede kaldı? Dedi.
-Birine mi intizar(Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme) buyruluyor dedim.
-Evet, Cevat Paşa Hazretleri gelecekler idi…
İkinci davetli de bu idi. Gene sükût başlıyor. Birkaç dakika sonra Cevat Paşa geliyor. Sadrazam, iki davetlisi ile birlikte yemek salonuna geçiyor…
Sofrada bu üç kişinin üçü de önlerine bakıyorlar. Acaba ne düşünüyorlardı? Yeni tarihin inkişaf ettirdiği (oluşturmak) hakikatlere göre, Sadrazam Damat Ferit Paşa, dünyayı, Türkiye’yi, Türk milletini asla tanımamış… Fakat efendisi Sultan tarafından, yüksek Türk camiasını idare için kendisine verilen vazifenin ağırlığı altında duygusuz. İşitilen ses yalnız çatallar ve bıçaklar değiştikçe, hizmet edenlerin beceriksizliği yüzünden hâsıl olan gürültü… Yemek bitiyor…
Ortasında genişçe bir masa bulunan sar bir odaya geçiyorlar. Henüz ayakta dururken, Sadrazam diyor:
-Bir harita getirtsek de, müfettiş paşa onun üzerinde bana izahat verse… Masanın üstüne bir harita açılıyor. Anlaşılıyor ki Sadrazam, haritayı daha evvel hazırlatmış. Kiepert’in atlası; içinden Anadolu paftası bulunuyor. Damat Ferit ile Mustafa Kemal haritanın başında karşı karşıya. Cevat Paşa da Mustafa Kemal’in yanında!
Mustafa Kemal Damat Ferit’e soruyor:
-Ne noktai nazarda izahat talep ediliyor?
-Mesela, diyor, Samsun havalisinde ne yapacaksınız?
Samsun havalisinde yapılması istenen iş, o havali Türklerinin başladığı Gerilla’yı bastırmaktır.
Mustafa Kemal anlatıyor: Bu soruya doğru cevap vermek benim için güçtü, bunu itiraf ederim. Fakat hiç tereddüt etmeden şu kelimeler ağzımdan döküldü:
-Efendim, dedim, İngiliz raporlarında, meselenin biraz mübalağa olduğuna hükmediyorum. Fakat ne de olsa, yerinde yapılacak tetkiklerden sonra, icap eden en iyi tedbirler bulunabilir. Merak buyurmayınız.
Bu sözlerden sonra, Mustafa Kemal, Cevat Paşa’nın gözlerine bakıyor. Aynı zamanda Sadrazam da, gözlerini generale çevirmiş bulunuyor. Ona:
-Ne dersiniz? Diyor.
Cevat paşa, çok tabii bir tavır ve lisanla:
-Öyledir efendim, diyor. Böyle işler mahallinde hallolunur. Şimdiden kati ne söylenebilir?
Hiç memnuniyet göstermeyen Sadrazamın kafasında daha büyük bir endişe halletmek suali, sanki ifade olunabilmek için şekil arıyordu. Birden, oldukça heyecanlı bir seda ile soruyor:
-Pek ala, siz bana harita üzerinde kumandanızın şamil olduğu mıntıkayı gösterir misiniz?
Mustafa Kemal, Sadrazamın vesveseye düştüğü (kuruntuya kapılmak) noktayı hemen keşfetmişti.
Cevap veriyor.
-Efendim, henüz ben de pek iyi bilmiyorum. Belki takriben…(Kiepert haritası üzerine elini koyarak) ihtimal şu kadar bir parça…
Diyerek bazı vilayetleri eliyle tehdit (çevreleme) ediyor. Bu defa daha manalı bir tarzda, Cevat paşaya bakıyor. O da, Sadrazamın vehmini anlamıştı. Mustafa Kemal, elini haritadan kaldırırken Cevat paşa ilave ediyor:
-Efendim, mıntıkanın ehemmiyeti yoktur. Paşa, bittabi o mıntıkalardaki kuvvete kumanda edecektir. Zaten nerede kuvvet kaldı ki…
Cevat Paşa, cümlesini tamamlarken vaziyetin hiçte ehemmiyeti haiz olmadığını ima etmek ister bir tavırla, haritanın bulunduğu masadan uzaklaşır gibi oluyor. Mustafa Kemal, içinden Cevat paşa teşekkür ediyor. Generalin bu sözleri, Sadrazamı tatmin etmiş görünüyordu. Her biri, birer koltuğa çekiliyor.
Sadrazam, Mustafa Kemal’e soruyor:
-Ne vakit hareket edeceksiniz?
-Ne vakit emir buyurulursa… Ben harekete hazırım.
-Zatı Şahaneyi ziyaret etiniz mi?
-Hayır irade buyrulmadı.
-İrade buyruldu. Ben tebliğ ediyorum. Yarın kendilerini ziyaret ediniz.
Ayrılmak zamanı geliyor, orada bir adamı bırakarak sokağa çıkan iki davetli, Mustafa Kemal ve Cevat, kol kola yürüyorlar, gecenin karanlıkları içinde… Nişantaşı caddesinin piyade kaldırımı üzerinden Teşvikiye’ye doğru sıkı adımlarla ilerleyen bu iki arkadaştan biri ötekine, pek samimi bir lisanla soruyor:
-Bir şey mi yapacaksın Kemal?
-Evet, paşam, bir şey yapacağım…
-Allah muvaffak etsin!
-Mutlak muvaffak olacağız!
No comments