Archive for the 'Hakimiyet-i Milliye Dergisi yazıları' Category
KAMAL ATATÜRK:BİR GÜN BİRİ SİZE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN HİÇ VAR OLMADIĞINI SÖYLESE
Suat COŞKUN
Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Lisans Öğrencisi
Giriş
Erbain soğuklarının hüküm sürdüğü 1881 yılının fırtınalı bir gecesinde ,Islahhane Caddesi, Koca Kasım Paşa Mahallesinin 3 katlı ve 3 odalı pembe bir evinde Zübeyde hanım (adı sonradan Mustafa konacak) bir erkek evladı dünya ya getirir…
Geleneklere bağlı olan ve Hacı Sofi gibi dinine bağlı bir aileden gelen Zübeyde Hanım, eğitim sisteminin karışık olduğu bu dönemde, Mustafa’yı dini eksende eğitim veren Mahalle Mektebi’ne gitmesinde ısrarcı davranır. Aydın görüşlü olan Ali Rıza Bey’in tercihi ise yeni açılan ve döneme göre oldukça modern bir anlayışla kurulan Şemsi Efendi İlkokulu’ndan yanadır. Zira okulun kurucusu olan ve okula kendi ismini veren Şemsi Efendi, okulunda ezbercilik yerine katif metodu uygulatıyordu, ayrıca okulun kız bölümünü de açmış olan aydın bir eğitimciydi. 1873 yılında Selanik’te valilik görevine başlayan Mithat Paşa, başarılarından dolayı Şemsi Efendi’ye padişah nişanı vermişti. Ali Rıza Bey’in önerisiyle okul konusundaki ikilem çözümlenir.[1]
1888 yılında babasını kaybeden Mustafa bir süre Rapla Çiftliği’nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selanik’e dönüp okulunu bitirir. [2]Mustafa 1893’te gizlice Selanik Askeri Rüştiyesi’ne kaydını yaptırır bu okulda oldukça başarılı olan Mustafa üstün zekâsıyla matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’nin de dikkatini çekiyordur. Genç öğrencisinin yeteneklerinden oldukça etkilenen Yüzbaşı Mustafa Efendi onu benzersiz kılmak için adına “Bilgi ve erdem bakımından olgunluk ve eksiksizlik” anlamına gelen Kemal ismini ekler. Genç Mustafa, o günden sonra Mustafa Kemal olmuştur.
Mustafa Kemal Manastır Askerî İdadisi’ndeki eğitimini 1898 yılının kasım ayında ikincilik ile bitirir ve 13 Mart 1899’da İstanbul’a gelerek Harp Okulu’ndaki eğitimine başlar. Mustafa Kemal Harp Okulu’nun 3. sınıfında 459 öğrenci arasından 8. olarak dereceye girer ve kurmaylığa hak kazanır.Ve yine 10 Ocak 1902’de teğmen rütbesi ile Harp Akademisi’nde öğrenimine başlar.[3]
Artık o Teğmen Mustafa Kemal’dir.
Mustafa Kemal 11 Ocak 1905’te üç yıllık notlarının toplamına göre akademiyi beşinci olarak bitirir.
Mustafa Kemal ilk görevi için Şam’a gönderilir.[4]Buradaki görevini 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) olarak tamamlar.
Artık karşımızda Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal vardır.
1912′de Balkan Savaşı başlayınca Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal, Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katılır, Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında önemli hizmetler verir. 1913 yılında Sofya Ateşe Militerliği’ne atanır ve 1914 yılında yarbaylığa yükselir.[5]
Yarbay Mustafa Kemal
25 Nisan 1915′te Arıburnu’na çıkan Liman Von Sanders yönetimindeki düşman kuvvetlerini, Yarbay Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen, Conkbayırı’nda durdurdurur. Çanakkale’de kahramanca savaşan Yarbay Mustafa Kemal, “Çanakkale geçilmez!” sözünün de doğduğu bu büyük askeri başarısıyla albaylığa yükselir.
1 Nisan 1916′da Mustafa Kemal artık Tümgeneraldir.
Sakarya Zaferi’nden sonra 19 Eylül 1921′de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesini ve Gazi unvanını verir.[6]
Maraşel Gazi Mustafa Kemal’e 27 Mart 1923 tarihinde Ankara Nüfus Müdürlüğünce verilen nüfus cüzdanına göre,
Boy: Orta, Saç: Sarı, Kaş: Sarı, Göz: Mavi, Burun: Adeta, Ağız: Adeta, Bıyık: Sarı, kesik, Sakal: Tıraş, Çene: Uzunca, Çehre: Uzunca, Renk: Beyaz, Alamet-i farika-i tabiiye: Tam, İsim ve şöhreti: Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, Tarih ve mahall-i veladeti: Selanik, 1296, Pederinin ismiyle mahall-i ikameti: Tüccardan müteveffa Ali Rıza Efendi, Validesinin ismiyle mahall-i ikameti: Müteveffiye Zübeyde Hanımefendi, Sanat ve sıfat ve hizmet ve intihab selahiyeti: TBMM Reisi ve Başkumandan, Müteehhil ve zevcesi müteaddid olup olmadığı: Bir zevcesi vardır, Derecat ve sunuf-ı askeriyesi: Müşir, İkametgâh ise Hacı Bayram Mahallesi 161/1 idi.[7]
24 Kasım 1934’tarihinde 2587 sayılı kanunla ülke için yaptıkları, kazandığı zaferler ve Türklerin babası olması dolayısıyla Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı verilir.
Ve bütün meselede bundan sonra başlar!
1.1 Kemal ATATÜRK
2587 sayılı kanunla Atatürk soyadını alan Mustafa Kemal’in 22 Ocak 1935 Salı günü Ankara da ki önseçimler münasebetiyle Ulus gazetesinin manşetinde yayınlanan 993.814-B serili Nüfus cüzdanının Aile isim yani lakap ve şöhreti isimli kısmında ATATÜRK, Adı kısmında ise Kemal yazmakta idi.Ayrıca bu nüfus kağıdının hemen yanında Ankara ikinci seçmeni Reisi Cumhur Kemal ATATÜRK’E verilmek üzere hazırlanmış mazbatanın aslıda bulunmaktadır ve mazbatada “…Seçim sonunda Reisi Cumhur Kemal ATATÜRK’ÜN reyi ile…” ibaresi yer almaktadır[8] Kısacası Kemal ATATÜRK soyadı kanunu ile beraber ailesinin verdiği Mustafa adını kullanmaktan kendi rızası ile vazgeçmişti.Peki Neden?
KEMAL ÖZ ADLI CÜMHUR REİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN
Kanun Numarası : 2587
Kabul Tarihi : 24/11/1934
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi : 27/11/1934
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı : 2865
Madde 1 -Kemal öz adlı Cümhur Reisimize Atatürk soyadı verilmiştir.
Madde 2 - Bu kanun tarihinden muteberdir.
Madde 3 - Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur.
[9]
1935 yılının dergi ve gazetelerini inceleyen bir araştırmacının şüphesiz ilgisini çekecek ilk unsur dilde yoğun bir şekilde yaşanan öz Türkçeleşme çabaları olacaktır.O tarihlerde bu amaca uygun olarak Dil tetkik Cemiyeti çalışmalarını yoğunlaştırıyor yazılı basınında sık sık öz Türkçe kelime karşılıkları yayınlanıyordu.Bizce hem dönemin içinde bulunduğu dilde arıcılık akımı hem de Kemal ATATÜRK’ÜN Türkçeye ve dil bilinme olan ilgisi (ki kendisi yazdığı geometri kitabı ile üçgen ve daire gibi sözcüklerin isim babalığını yapmıştır) zannediyoruz ki Arapça temizlenmiş, seçilmiş, güzide anlamına gelen Mustafa ismini kullanıp kullanmamaya karar verme sürecinde büyük ölçüde belirleyici olmuştur.
Ancak burada akıllara başka bir soru daha gelmektedir acaba Kemal ismi öz Türkçemidir?
1.2 Kemal sözcüğünün etimolojik incelemesi
Yukarıdaki sorunun cevabını bulmak için sanırım 13 Kasım 1935 tarihli Ulus gazetesinde “Ulus’un dil yazıları” başlıklı etimolojik çalışmadan yararlanmamız yerinde olacaktır.İncelenen sözcükler ise tahmin edebileceğiniz gibi Kemal , Kâmil ve İkmal dir.
Numaralı kelimelerin etimolojik şekillerini alt alta yazarak gözden geçirelim:
Kemal: (ik+em+al)
Kâmil: (ik+am+il)
İkmal: (ik+im+al)
Görülüyor ki bu üç kelime,ufak vokal değişimleriyle orijinde bir tek kelimeden ibarettir:
İk:Her üç kelimede kök olarak aynen bulunmaktadır;”büyüklük,genişlik,yükseklik fazlalık,aydınlık” mefhumlarını gösterir.
(igüs ,ikis ,üküs ) sözlerinin kökleri olan (iğ,ik,ük) kökleri gibi.Kelimelerin manası “Kâmil”dir.
(v.+m):Burada kökün mefhumlarını kendinde ettiren süje veya objeyi gösterir.
(v.+l):Şümul içinde gayrişahsilik gösterir.O halde kelimeleri son morfolojik ve fonetik şekillerinde yazalım:
KEMAL,KÂMİL,İKMAL.
Bunlar,umumiğ ve şamil olarak “büyük olan,geniş olan,yüksek olan,fazla olan,aydın olan,süje veya obje demektir.Biz bu kelimeleri,”kemal bulmak ,kâmil olmak,ikmal etmek” tarzında kullanırız.Ve manalarında da toplu olarak,”büyüklüğün,çokluğun,yüksekliğin bir arada bulunuşunu veya yapılışını anlarız.Kelimelerde,büyüklükten gelen fazilet ve aydınlıktan gelen ilim ve irfan anlamları vardır. [10]
Kâmil sözcüğünün en erken kullanımının 12. - 14. yüzyıllar arası rastladığını ve kelimenin Arapça olduğunu bildiğimize göre öyle sanıyorum Kemal sözcüğünün de rahatlık öz Türkçe olmadığını söyleyebiliriz.[11]
Peki büyük bir olasılıkla öz Türkçeleştirme akımının etkisinde kalarak Mustafa ismini Arapça olduğu için kullanmaktan vazgeçen Kemal ATATÜRK bu tezat durum karşısında ne yapacaktı?
Şüphesiz İsmini tekrar değiştirecekti.
2.1 Kâmal ATATÜRK
22 Ocak 1935 tarihli Cumhuriyet gazetesini açan İstanbullular şu manşetle karşılaşır “İstanbul bugün Büyük Öndere kavuşuyor” Atatürk,dün saat 5 de İsmet İnönü ile beraber Ankara’dan ayrıldılar.
Ankara(telefonla) Reisicumhur KEMAL ATATÜRK refakatlerinde Başbakan İsmet İnönü olduğu halde saat beşte buradan hususi trenle İstanbul’a hareket ettiler.Büyük Önder istasyonda Vekiller,mebuslar diğer birçok zevat ve halk tarafından uğurlandılar .Atatürk arzu etmediklerinden merasim yapılmadı.Reisicumhurumuza Başbakandan başka Salih,Recep Zühtü,Kılıç Ali,Cevad Abbas ile Dil heyeti başkanı Saffet (Erzincan) ve heyetin diğer azaları refakat etmektedir. [12]
Dil heyeti İstanbul’da çalışmalarına devam edecektir.
Yukarıdaki gazete haberinin üzerinde dikkat ile durulması gereken iki mühim noktası vardır.Bunlardan birincisi büyük önderin ismi hala Kemal ATATÜRK’ DÜR bir diğeri ise Kemal ATATÜRK beraberinde dil heyeti ve başkanını da götürür.Peki bu iki hsusu niçin bizim için bu kadar önemli ?
Şunun için:
Birincisi aynı haber 22 ocak 1935 tarihli ulus gazetesinde de yer alır ve bu tarih daha öncede belirttiğimiz gibi 993.814-B sayılı nüfus cüzdanı ve seçim mazbatasının gazetede yayınlandığı tarihtir.Ve halen resmi olarak gazi’nin tam adı Kemal ATATÜRK dür .
İkincisi Kemal ATATÜRK beraberinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti üyelerini de götürü.
Niçin dediğinizi duyar gibiyim!
Kemal ATATÜRK 22 ocak 1935’te İstanbul’a geldikten bir gün sonra yani 23 ocak 1935’te Cumhuriyette şöyle bir haber çıkar
…Söğüdlü yatı ile doğruca Dolmabahçe sarayına gider . Reisicumhur dün akşam geç vakte kadar saraydaki hususi dairelerinde meşgul olmuşlardır .
Başbakan geceyi Heybeliadada geçirdi
Kemal ATATÜRK ile birlikte İstanbul’a gelen Başbakan İsmet İnönü de öğleden sonra motörle Heybeli adaya gitmiş ve gece orada kalmıştır.
Dil Cemiyetinin dünkü toplantısı
Türk Dili Tetkik cemiyeti başkanı Saffet ARIKAN’ LA cemiyetin azaları da dün Büyük Önderle birlikte İstanbul’a gelmişlerdir.Cemiyet dün Dolmabahçe sarayında Saffetin başkanlığında bir toplantı yaparak çalışmalarına devam etmiştir. [13]
TDK arşivinden öğrendiğimize göre yukarıdaki toplantının bir benzeri de 31 Ocak 1935’şte Dolmabahçe sarayında gerçekleştirilmiştir.
Atatürk, akşamüstü TDTC yönetici ve üyelerinden bir grupla Dolmabahçe Sarayı’nda bir toplantı yaptılar. Basına yansımayan bu toplantıya kimlerin katıldığı ve hangi konuların görüşüldüğü bilinmiyor. Ancak, TDTC çalışmalarıyla o günlerin güncel konusu Arapça ve Farsça kelimelere Türkçe karşılıklar bulunması üzerinde durulduğu söylenebilir.[14]
Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılabileceği gibi toplantıların konusu ile ilgili elimizde net deliler yok.Pek tabi TDK’nin toplantının gündemi ile ilgili olarak yaptığı yorumlar doğru olabilir.Ancak sanıyoruz atladığı bir şey var.
3 Şubat 1935 tarihli Cumhuriyet gazetesinin başlığı aynen şu şekildedir: “Önder Atatürk bir beyanname neşretti” başlık oldukça ilginç. Daha 23 ocak 1935 de Atatürk resimleri altına bile Kemal ATATÜRK yazan Cumhuriyet 3 Şubat da Gazinin Kemal ön adını kullanmıyordu.Yoksa Dolmabahçe toplantılarında bir şeyler mi olmuştu?
Tarih 4 şubat 1935 Ulus ve Cumhuriyet gazetelerine şu başlıklara atılır :
Ulus: “Kamâl Atatürk’ün beyannemesile namzetlerin adları yarın ilan edilecektir.”[15]
Cumhuriyet: “Kamâl Atatürk müzakerelere devam etti ve Fıkra namzetleri tespit olundu”[16]
Ulus’un 5 Şubat da ki manşeti ise bütün kuşkuları giderecektir. Evet Dolmabahçe de bir şeyler olmuştur.
Başlık mı?
Kocaman ve Simsiyah puntolarla aynen şöyledir.
“Önderimiz Kamâl Atatürk’ün Ulus’a seçim beyannamesi”[17]
Sonrasında ortaya bu gün anıtkabirde de bulunan 993.814-B seri ve 51 sıra numaralı nüfus cüzdan çıkar.Bu cüzdanda neler yazılıdır?
Adı Kamâl, soyadı Atatürk, Meslek ve İçtimai vaziyeti: Reisicumhur, Medeni hali: Evli değildir, nüfus kütüğüne yazılı olduğu yeri ise Ankara Vilâyeti Çankaya Mahallesi Hane No. 139, Cilt: No. 56 ve Sahile No. 49 .[18]
Yani Mustafa, Mustafa Kemal ve Kemal ATATÜRK’ÜN ardından nihayet karşımızda Kamâl ATATÜRK vardır.
Gazete arşivlerini ve resmi yazışmaları incelemiş biri olarak şunu rahatlıkla söyleye bilirim ki bu tarihten itibaren devletin bütün resmi yazışmalarında Kamâl ATATÜRK ismi kullanılmıştır.Bu duruma pek çok örnek vermek mümkün ancak Franklin D.Roosvelt’in mektubu sanırım yeterli olacaktır.
April 6, 1937
My dear Mr. President:
A few evenings ago I had at the White House an exhibition of the moving pictures which were recently taken in Turkey by Mr. Julian Bryan. l want to tell you of my enthusiasm in seeing the many wonderful things which you have accomplished in such a comparatively short space of time.I was especially happy in seeing the pictures of your good self in your home and playing on the beach with your little daughter. It has made me hope all the more that some day you and I will have an opportunity of meeting.In my rare moments of relaxation I see the set of Turkish postage stamps which you were good enough to send to me. Some day I hope to see the scenes depicted on them with my own eyes.With kindest regards and best wishes,
Faithfully yours,
His Excellency
Kamal Ataturk,
President of the Republic of
Turkey
Ankara.[19]
2.2 Kamâl Sözcüğünün Etimolojik İncelemesi
Seven NİŞANYAN’ın etimoloji sözlüğünde kemal “~ Ar kamāl [#kml msd.] tam ve olgun olma, mükemmellik < Ar kamala bütünleşti, olgunlaştı, erdi “[20] manasıyla ifade edilmiş ve ayrıca Arapçada kemal sözcüğünün Kamâl olarak yer aldığı ifade edilmiştir.Ancak biz bu tespite katılmıyoruz.Bu görüşü savunan dil bilimcilerin öne sürdüğü nokta Türkçe de “âl” olarak bir kelimenin olmadığıdır. Ancak dilci Kaymakam Eyüp Sabri Kartal’ın görüşler ise bunun aksinin olabileceğini gösteriyor.
“Türkçede âl sancak ile al sancak arasında bence çok fark var. birisi al işte sana sancak diğeri ise âllanmış kırmızılanmış sancaktır. İstiklal marşında da böyle geçer belki alsancak maddesini buraya yönlendirmek lazımdır. Kamâl ile Kamal arasındaki fark gibi fark vardır. âl para mor para ile al para çok farklıdır.Birisi renk anlatırken diğeri emir kipini anlatır.”
Türkçe de “âl” olarak bir kelime var üstelik telaffuzu da farklı. Türkçe de “âl” ın telaffuzu daha ince ve ağzın daha ortalarına yakın bir “l” harfi ile telaffuz edilir. Birde Türkçe de “al” var ki almak emir kipinde vardır.
Rumeli Kayı(kai) Türkçesinde de “âl”lı yemeni veya “âl” bayrak derken ince dudaklar geriye hatta nefes az içeri doğru çekilir. “Al” derken; nefes durur, dil arkadan yukarı doğru eğrilerek üst dile temas ederek daha tok ses çıkar. Asya ülkelerinde hala öyle telaffuz edilir. Yani Türkçe de “âl” ile “al” kelimesi arasında yazılışta ve okunuşta, telaffuzda hatta duygulanışta bile fark vardır. [21]
Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Mevlüt Çelebi ise şöyle diyor:
Kemal/Kamâl ayırımının Atatürk’ün dil devrimi çalışmaları çerçevesinde yapılan bir değişiklik olduğunu belirterek, “Atatürk ‘ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır’ düşüncesiyle yola çıkarak, dil alanında da önemli yenilikler yapmıştır.” diye konuştu.
Güneş Dil Teorisi üzerinde duran Çelebi, bu teorinin iki temel hedefi bulunduğunu belirterek bu hedeflerden birinin Türkçenin geçmişinin ortaya çıkarılması; diğerinin ise Arapça, Farsça ve daha sonra da Fransızcanın etkisinde kalmış olan Türkçenin sadeleştirilmesi olduğunu söyledi. “Dil devriminde Türk kültürünün önemli kaynakları olan Divan-ı Lugatit Türk ve Kutadgu Bilig gibi eserlerdeki Türkçe kelimelerden faydalanılmıştır. Bunlardaki Türkçe kelimelerin, atılacak yabancı kelimeler yerine kullanılmasına öncelik verilmiştir.” diyen Çelebi, şöyle devam etti:
“1932-1937 arasında yoğun olarak yapılan, Türkçenin devlet eliyle sadeleştirilmesi çalışmalarında, Atatürk’ün Kemal olan ismi de Türkçeleştirilmek niyetiyle Kamâl olarak değiştirilmiştir.[22]
Kamâl isminin öz Türkçe olduğu gerçeği kafalarda yeterince belirgin bir şekilde oluştuğuna göre gelin şimdide isterseniz bu sözcüğün ne manaya geldiğine bakalım. Bunun içinde başvuracağımız kaynak Anadolu Ajansı’nın 4 Şubat 1935 tarihli bülteni olacaktır.
İstihbaratımıza nazaran, Atatürk’ün taşıdığı Kamâl adı Arapça bir kelime olmadığı gibi Arapça Kemâl kelimesinin delâlet ettiği manada da değildir. Atatürk’ün muhafaza edilen özadı, Türkçe ‘ordu ve kale’ manasında olan Kamâl’dır. Son ‘â’ üstündeki tahfif işareti ‘l’i yumuşattığı için, telâffuz hemen hemen Arapça telâffuz ‘Kemâl’ telâffuzuna yaklaşır.[23]
Konu ile ilgili bir diğer önemli iddia ise Kamâl sözcüğünün Kam ve âl kelimelerinden türetilmiş isim yani kırmızı(âl) kam (şaman) anlamına geldiğidir.[24]
Sonuç:
Bilgi kirliliğinin inanılmaz boyutlara ulaştığı toplumumuzda maalesef neyin doğru neyin yanlış olduğu ayırımı noktasında ciddi sıkıntılar çekilmektedir.Ancak meselenin vahim tarafı bu ayırımın zorluğundan ziyade var olan çelişkenin istenildiği yönde kullanılmasıdır.Bu makaleden de anlaşılacağı gibi durum o derece üst seviyelere ulaşmıştır ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusunun ismi bile bu gün bizzat kurduğu devlet tarafından yanlış kullanılmaktadır.Bazılarımız şöyle düşünebilir; efendim ne değişir ki.
Çok şey değişir.Birincisi bırakın Kamâl ATATÜRK’Ü sıradan bir insan için bile bu vaziyet onur kırıcı bir hadisedir.Yasal sınırlar çerçevesinde gerçek isminizle çağırılmadığınız tasavvur etsenize ne kadar vahim bir durum olurdu.
İkincisi bu durum komiktir de: Vladimir İlyiç Ulyanov, bilinen adıyla Lenin’e IV.Lenin demek ne kadar gülünçse Kamâl ATATÜRK’E M.K. ATATÜRK demek bi o kadar gülünçtür.
Son olarak ki bence en önemli mevzu bu durum Kamâlizm için bilinçli olarak yaratılmış bir karartmadır.Gaziye Kemal ATATÜRK diyen biri 7 Mayıs 1935’te ulusta taslağı yayınlanan C.H.P parti programında neden Kamâlizm prensipleri dendiğini ,Falih Rıfkı Atay’ın 11 Mayıs 1935 ulustaki yazısında neden Kamâlist rejimden söz ettiğini hele hele 9 Mayıs 1935 de Recep PEKER’İN neden radyoda yeni parti programı taslağı üzerinde yaptığı konuşmayı “Kamâlizm yolunun yolcuları olmak adı ve onuru içinde topluyor.[25]”diyerek bitirdiğini anlayamaz.
Bunu diyen insan aslolan Kamâlizm’i anlayamaz.
Dip Notlar
[1] http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk
[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk#N.C3.BCfus_C.C3.BCzdan.C4.B1
[3] http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk
[4] http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk
[5] http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk
[6]http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk
[7] http://tr.wikipedia.org/wiki/Gazi_Mustafa_Kemal#N.C3.BCfus_C.C3.BCzdan.C4.B1
[8] Ulus Gazetesi.s.4845(22 Ocak 1935):s.1.
[9]http://tr.wiktionary.org/wiki/Tart%C4%B1%C5%9Fma:Kam%C3%A2l#KEMAL_.C3.96Z_ADLI_C.C3.9CMHUR_RE.C4.B0S.C4.B0M.C4.B0ZE_VER.C4.B0LEN_SOYADI_HAKKINDA_KANUN
[10] Ulus Gazetesi.s5137(13 Kasım 1935):s.1.
[11] http://www.nisanyansozluk.com/search.asp?w=kamil&x=0&y=0
kâmil [Aş xiv] ~ Ar kāmil [#kml fa.] olgun, kemale ermiş ” kemal
[12] Cumhuriyet Gazetesi.s.3839(22 Ocak 1935):s.1.
[13] Cumhuriyet Gazetesi.s.3840(23 Ocak 1935):s.5
[14] http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFB856E08843ECBADB
[15] Ulus Gazetesi.s.4949(9 Mayıs 1935):s.1.
[16] Cumhuriyet Gazetesi.s.3852(4 Şubat 1935):s.1
[17] Ulus Gazetesi.s.4859(5 Şubat 1935):s.1.
[18] http://tr.wikipedia.org/wiki/Gazi_Mustafa_Kemal#N.C3.BCfus_C.C3.BCzdan.C4.B1
[19] http://www.tallarmeniantale.com/roosevelt-ataturk.htm
[20] http://www.nisanyansozluk.com/search.asp?w=kemal&x=0&y=0
[21]http://tr.wiktionary.org/wiki/Tart%C4%B1%C5%9Fma:Kam%C3%A2l#KEMAL_.C3.96Z_ADLI_C.C3.9CMHUR_RE.C4.B0S.C4.B0M.C4.B0ZE_VER.C4.B0LEN_SOYADI_HAKKINDA_KANUN
[22]http://tr.wiktionary.org/wiki/Tart%C4%B1%C5%9Fma:Kam%C3%A2l#KEMAL_.C3.96Z_ADLI_C.C3.9CMHUR_RE.C4.B0S.C4.B0M.C4.B0ZE_VER.C4.B0LEN_SOYADI_HAKKINDA_KANUN
[23]http://tr.wiktionary.org/wiki/Tart%C4%B1%C5%9Fma:Kam%C3%A2l#KEMAL_.C3.96Z_ADLI_C.C3.9CMHUR_RE.C4.B0S.C4.B0M.C4.B0ZE_VER.C4.B0LEN_SOYADI_HAKKINDA_KANUN
[24] http://tr.wiktionary.org/wiki/Kam%C3%A2l
[25] Recep PEKER, “PEKER’İN radyoda yeni parti programı taslağı üzerinde yaptığı konuşma,”Ulus Gazetesi.s.4949(9 Mayıs 1935):s.1.
KAYNAKÇA
Cumhuriyet Gazetesi.s.3839(22 Ocak 1935)
Cumhuriyet Gazetesi.s.3840(23 Ocak 1935)
Cumhuriyet Gazetesi.s.3852(4 Şubat 1935)
Ulus Gazetesi.s.4845(22 Ocak 1935)
Ulus Gazetesi.s5137(13 Kasım 1935)
Ulus Gazetesi.s.4949(9 Mayıs 1935)
Ulus Gazetesi.s.4859(5 Şubat 1935)
http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk
http://tr.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk#N.C3.BCfus_C.C3.BCzdan.C4.B1
http://tr.wiktionary.org/wiki/Tart%C4%B1%C5%9Fma:Kam%C3%A2l#KEMAL_.C3.96Z_ADLI_C.C3.9CMHUR_RE.C4.B0S.C4.B0M.C4.B0ZE_VER.C4.B0LEN_SOYADI_HAKKINDA_KANUN
http://www.nisanyansozluk.com/search.asp?w=kamil&x=0&y=0
http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFB856E08843ECBADB
http://www.tallarmeniantale.com/roosevelt-ataturk.htm
http://www.nisanyansozluk.com/search.asp?w=kemal&x=0&y=0
http://tr.wiktionary.org/wiki/Kam%C3%A2l